29 Nisan 2026 tarihinde Avustralya’da meydana gelen bir olay, hem yargı alanında hem de toplumda büyük bir infial yarattı. Güney Avustralya’da yaşayan 45 yaşındaki bir kadın, 6 yaşındaki oğluna göz kanseri teşhisi konduğunu öne sürerek çevresindeki insanları, arkadaşlarını ve okul topluluğunu kandırdı. Mahkeme belgelerine göre, kadın çocuğunun saçını ve kaşlarını keserek onun hasta bir görünüm almasını sağladı. Ayrıca, küçük çocuğu tekerlekli sandalyede oturtarak ağır bir tedavi süreci geçiriyormuş gibi bir izlenim yarattı. Bu dönemde, bağış kampanyaları düzenleyerek çevresinden binlerce dolar topladı.
Toplanan paraların, kadının yaşam standartlarını yükseltmek ve lüks harcamalar yapmak amacıyla kullanıldığı belirtildi. Savcı, kadının oğlunu bir “sahne aracına” dönüştürerek çevresini sistematik bir şekilde dolandırdığını vurguladı. Kadının avukatı ise, müvekkilinin pandemi sonrası gelişen kumar bağımlılığı nedeniyle mali zorluklar yaşadığını ve borderline kişilik bozukluğu teşhisi aldığını savunarak, kadının eyleminin “kötü bir niyetten ziyade çaresiz bir hata” olduğunu ifade etti.
Olayın en çarpıcı yanlarından biri, çocuğun babasının mahkemede verdiği ifadeydi. Baba, “Bana ve çocuklarıma hayatı zehir etti. Ona tamamen güvenmiştim. Şu an sadece bir satranç oyununun piyonu gibi hissediyorum” sözleriyle yaşadığı derin hayal kırıklığını dile getirdi. Mahkeme, kadının suçunu kabul etmesini dikkate alarak, ancak bu eylemlerin çocuk üzerinde ciddi psikolojik etkiler yaratabileceğini belirterek 4 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Kadın, önümüzdeki yıl Nisan ayında şartlı tahliye için uygun hale gelecek.