Financial Times, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) altın rezervleriyle ilgili önemli bir iddiada bulundu. Orta Doğu’daki savaşın ardından, Türk lirasını desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği yaklaşık 20 milyar dolarlık altın satışı ve swap işlemleri, dünya genelindeki altın fiyatlarını etkileyen en önemli faktörlerden biri haline geldi. Hakan Kaplan imzasıyla yayımlanan haberde, 8 Nisan 2026 tarihinde, İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, Türkiye’nin altın rezervlerindeki hareketliliği ele aldı.
TCMB, Şubat sonu ile Mart sonu arasında gerçekleştirdiği altın satışları ve swap işlemleri ile toplamda 20 milyar dolarlık bir işlem yaparak küresel altın fiyatlarında 2008’den bu yana en sert aylık düşüşü tetikledi.
Mart ayında gerçekleştirilen 52 tonluk altın satışının ardından, Türkiye’nin net altın rezervleri 440 tona gerileyerek son iki yılın en düşük seviyesine ulaştı. Önceki raporlarında Bloomberg, savaşın başlamasından sonra yaklaşık 60 tonluk bir altın satışının yapıldığını belirtmişti. Metals Focus analistleri, bu durumun bir tercih değil, likidite zorunluluğu olduğunu vurgulayarak, “Merkez Bankası, rezervlerinin yüzde 60 ila 70’ini altın olarak tutuyordu. Bölgesel gerilim ve ekonomik baskılar altında ihtiyaç duyduğu dolar likiditesini sağlamak için bu rezervlerin bir kısmını satmak ya da swap işlemine konu etmek zorunda kaldı.” şeklinde değerlendirdi.
Türkiye’nin net uluslararası rezervlerinde de önemli bir azalma yaşandı. 28 Şubat’ta başlayan İran savaşı sonrası net rezervlerin neredeyse yarı yarıya azaldığı ifade ediliyor. Hesaplamalara göre, Türkiye’nin net rezervleri 46 milyar dolara (yaklaşık 2 trilyon 49 milyar lira) kadar gerilemiş durumda.
TCMB’nin altın piyasasına sunduğu yaklaşık 79 tonluk swap hacmi, piyasalardaki arzı artırarak ons fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturdu. Uzmanlar, Türkiye’nin bu adımının enflasyonla mücadele ve döviz kuru istikrarını sağlama stratejisinin bir parçası olduğunu dile getiriyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez’in analizlerine de yer verilen haberde, altın fiyatlarındaki düşüşün sadece küresel arz-talep dengesi ile değil, doğrudan merkez bankalarının likidite yönetimi ile şekillendiği görülüyor. Özellikle Türkiye gibi büyük altın rezervine sahip aktörlerin satış yapması, değerli metalin “güvenli liman” özelliğinin kısa vadeli nakit ihtiyaçları tarafından gölgelendiğini gösteriyor.